Duası Suresi

Yasin Suresi

Yasin suresi, Mekke'de indirilmiştir. Üç farklı konuyu içermektedir. Bunlar, Öldükten sonra dirilme, ebedi dünya, Âlemlerin Rabbi'nin birliğini gösteren ayetlerdir. 83 Ayet'tten oluşmaktadır kutsal kitap Kuran-ı Kerim'in en büyük suresi olarak bilinmektedir.

Yasin Suresi Okunuşu

  1. BismillâhirRahmânirRahîm
  2. Yâsin
  3. velkur'ânilhakiym
  4. inneke leminelmürseliyne
  5. alâ siratin müstekiym
  6. tenziylel aziyzirrahiym
  7. litünzire kavmen mâ ünzire abâühüm fehüm gafilûn
  8. lekad hakkalkavlü alâ ekserihim fehüm la yü'minun
  9. inna cealnâ fiy a'nakihim aglâlen fehiye ilel'ezkani fehüm mukmehun
  10. ve cealna min beyni eydiyhim sedden ve min halfihim sedden feagseynahüm fehüm lâ yübsirun
  11. ve sevaün aleyhim eenzertehüm em lem tünzirhüm lâ yü'minun
  12. innema tünzirü menittebe azzikre ve hasiyer rahmane bilgayb febessirhü bimagfiretin ve ecrin keriym
  13. inna nahnü nuhyilmevta ve nektübü ma kaddemu ve asarehüm ve külle sey'in ahsaynahü fiy imamin mübiyn
  14. vadrib lehüm meselen ashabel karyeh izcaehel mürselun
  15. iz erselna ileyhimüsneyni fekezzebuhüma feazzezna bisalisin fekalû inna ileyküm mürselun
  16. kalu mâ entüm illâ beserün mislüna ve mâ enzelerrahmanü min sey'in in entüm illâ tekzibun
  17. kalu rabbüna yalemü inna ileyküm lemürselun
  18. ve ma aleyna illelbelagul mübiyn
  19. kalû inna tetayyerna biküm lein lem tentehu lenercümenneküm ve leyemessenneküm minna azabün eliym
  20. kalu tairüküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmün müsrifun
  21. ve cae min aksalmediyneti recülün yes'a, kale ya kavmit tebiul mürseliyne
  22. ittebiu men lâ yes’elüküm ecren vehüm mühtedun
  23. ve maliye la a'büdülleziy fetareni ve ileyhi türceun
  24. eettehizü min dunihi aliheten in yüridnir rahmanü bidurrin lâ tugni anniy sefaatühüm sey'en ve lâ yünkizune
  25. inniy izen lefiy dalâlin mübiyn
  26. inniy amentü birabbiküm fesmeun
  27. kiyledhulil cenneh, kale ya leyte kavmiy yalemune
  28. bima gafere liy rabbiy ve cealeniy minel mükremiyn
  29. ve ma enzelna alâ kavmihî min badihî min cündin minessemâi ve ma künna münziliyne
  30. in kanet illâ sayhaten vahideten feiza hüm hamidun
  31. ya hasreten alel ibad ma ye'tiyhim min resulin illâ kanu bihî yestehziun
  32. elem yerev kem ehlekna kablehüm minelkuruni ennehüm ileyhim lâ yerciun
  33. ve in küllün lemma cemiun ledeyna muhdarun
  34. ve ayetün lehümül ardulmeyteh ahyeynaha ve ahrecna minha habben feminhü ye'külun
  35. ve cealna fiyha cennatin min nehiylin ve a'nabin ve feccerna fiyha mineluyuni
  36. liye'külu min semerihî ve ma amilethü eydiyhim efelâ yeskürune
  37. sübhanelleziy halekal ezvace külleha mimma tünbitül ardu ve min enfüsihim ve mimma lâ yalemun
  38. ve ayetün lehümülleyl neslehu minhünnehare feizahüm muzlimune
  39. vessemsü tecriy limüstekarrin leha zalike takdiyrül aziyzil aliym
  40. velkamere kaddernahü menazile hatta a'dekel urcunil kadiym
  41. lessemsü yenbegiy leha en tüdrikel kamere ve lelleylü sabikun nehar ve küllün fiy felekin yesbehun
  42. ve ayetün lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fiyl fülkil meshuni
  43. ve halakna lehüm min mislihî ma yerkebun
  44. ve in nese' nugrikhüm felâ sariyha lehüm ve lâ hüm yünkazune
  45. illâ rahmeten minna ve metaan ilâ hiyn
  46. ve iza kiyle lehümütteku ma beyne eydiyküm ve ma halfeküm lealleküm türhamune
  47. ve ma te'tiyhim min ayetin min ayati rabbihim illâ kanu anha mu'ridiyn
  48. ve iza kiyle lehüm enfiku mimma rezekakümullahü, kalelleziyne keferu, lilleziyne amenû enutimü men lev yesaullahü at'ameh, in entüm illâ fiy dalâlin mübiyn
  49. ve yekûlûne meta hazalva'dü in küntüm sadikiyn
  50. ma yenzurune illâ sayhaten vahideten te’huzühüm ve hüm yehissimun
  51. felâ yestetiyune tavsiyeten ve la ilâ ehlihim yerciun
  52.  ve nüfiha fiyssuri feizâhüm minel'ecdasi ilâ rabbihim yensilun
  53.  kalu ya veylena men beasena min merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekalmürselun
  54.  in kanet illâ sayhaten vahideten feizahüm cemiyun ledeyna muhdarun
  55. felyevme lâ tuzlemü nefsün sey'en ve lâ tüczevne illâ ma küntüm ta'melun
  56.  inne ashabel cennetil yevme fiy sügulin fâkihun
  57. hüm ve ezvacühüm fiy zilâlin alel'erâiki müttekiun
  58. lehüm fiyha fâkihetün ve lehüm ma yeddeun
  59. selâmün kavlen min rabbin rahiym
  60. vemtazul yevme eyyühel mücrimun
  61. elem ahad ileyküm ya beniy ademe en lâ ta'büdüs seytan innehu leküm adüvvün mübiynün
  62. ve enibüduniy, haza siratun müstekiym
  63. ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta'kilun
  64. hazihî cehennemülletiy küntüm tuadun
  65. islevhel yevme bima küntüm tekfürûn
  66. elyevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydiyhim ve teshedü ercülühüm bimâ kânu yeksibûn
  67. velev nesâu letamesna alâ ayünihim festebekussirata feenna yübsirun
  68.  velev nesaü lemesahnahüm alâ mekanetihim femestetau mudiyyen ve lâ yerciun
  69. ve men nüammirhü nünekkishü fiylhalk, efelâ ya'kilun
  70. ve ma allemnahüs si're ve ma yenbegiy leh, in hüve illâ zikrün ve kur'ânün mübiyn
  71. liyünzire men kane hayyen ve yehik kalkavlü alelkafiriyne
  72. evelem yerev enna halakna lehüm mimma amilet eydiyna enamen fehüm leha mâlikun
  73. ve zellelnaha lehüm feminha rekubühüm ve minha ye'külun
  74. ve lehüm fiyha men'afiu ve mesarib efelâ yeskürune
  75. vettehazu min dunillâhi âliheten leallehüm yünsarun
  76. lâ yestetiyune nasrehüm ve hüm lehüm cündün muhdarun
  77. felâyahzünke kavlühüm, innâ na’lemü ma yüsirrune ve ma yulinun
  78. evelem yerel'insanü enna halaknahü min nutfetin feiza hüve hasiymün mübiyn
  79. ve darebe lena meselen ve nesiye halkah kale men yuhyiylizame ve hiye remiym
  80. kul yuhyiyhelleziy enseeha evvele merreh ve hüve bikülli halkin aliymün
  81. elleziy ceale leküm mines seceril'ahdari naren feiza entüm minhü tukidûn
  82. eveleyselleziy halekassemavati vel'arda, bikâdirin alâ en yahlüka mislehüm, belâ ve hüvel hallâkul aliym
  83. innema emrühû iza erade sey’en, en yekule lehu kün, feyekun
  84. fesübhanelleziy biyedihî melekûtü külli sey'in ve ileyhi türceûn.
  85. SADAKALLAHULAZİYM
yasin suresi

Yasin Suresi Meali Türkçe

  1. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla
  2. Yasîn.
  3. Andolsun hikmetli Kur’an’a,
  4. Gerçekten sen, gönderilen (elçi)lerdensin.
  5. Dosdoğru bir yol üzerinde(sin).
  6. (Kur’an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah’)ın indirmesidir.
  7. Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin).
  8. Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar.
  9. Gerçekten Biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.
  10. Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
  11. Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
  12. Sen ancak, zikre (Kur’an’a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah’)a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele.
  13.  Şüphesiz Biz, ölüleri Biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini Biz yazarız. Biz herşeyi, apaçık bir kitapta tespit edip korumuşuz.
  14.  Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti.
  15.  Hani onlara iki (elçi) göndermiştik, fakat ikisini yalanlamışlardı. Biz de (iki elçiyi) bir üçüncüyle güçlendirdik; böylece dediler ki: “Şüphesiz biz, size, gönderilmiş elçileriz.”
  16. Dediler ki: “Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz.”
  17. Dediler ki: “Rabbimiz, gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilir.”
  18. “Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur.”
  19. Dediler ki: “Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azap dokunacaktır.”
  20. Dediler ki: “Uğursuzluğunuz, sizinledir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz.”
  21. Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: “Ey kavmim, elçilere uyun” dedi.
  22. “Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir.”
  23. “Bana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim? Siz O’na döndürüleceksiniz.”
  24. “Ben, O’ndan başka İlahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler.”
  25. “O durumda ise, gerçekten ben apaçık bir sapıklık içinde olmuş olurum.”
  26.  “Şüphesiz ben, sizin Rabbinize iman ettim; işte beni işitin.”
  27. Ona: “Cennete gir” denildi. O da: “Keşke benim kavmim de bir bilseydi” dedi.
  28. “Rabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını.”
  29.  Kendisinden sonra ise, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik.
  30.  (Ancak onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.
  31. Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
  32. Görmüyorlar mı, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler.
  33. Ancak onların hepsi, toplanmış olarak Huzurumuz’a getirilmişlerdir.
  34. Ölü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler.
  35. Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık:
  36. Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı?
  37. Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) Yücedir.
  38. Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp yüzeriz, hemen artık karanlıkta kalıvermişlerdir.
  39. Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir.
  40. Ay’a gelince, Biz onun için de birtakım uğrak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dalı gibi döndü (döner).
  41. Ne Güneş’in Ay’a erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.
  42. Onların soylarını dolu gemilerde taşımamız da kendileri için bir ayettir.
  43. Ve onlar için binmekte oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da.
  44. Eğer dilersek onları batırır-boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de kurtulabilirler.
  45. Ancak Bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
  46. Onlara: “Önünüzde ve arkanızda olandan sakının, belki esirgenirsiniz” denildiğinde, (dinlemeyip inkara devam edenler).
  47. Onlara, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyi görsün, mutlaka ondan yüz çevirirler.
  48. Ve onlara: “Size Allah’ın rızık olarak verdiklerinden infak edin” denildiği zaman, o inkar edenler iman edenlere dediler ki: “Allah’ın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz.”
  49. Ve derler ki: “Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azap) ne zamanmış?”
  50. Onlar, yalnızca tek bir çığlıktan başkasını gözetmezler, onlar birbirleriyle çekişip-dururken o kendilerini yakalayıverir.
  51. Artık ne bir tavsiyede bulunmağa güç yetirebilirler, ne ailelerine dönebilirler.
  52. Sur’a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler.
  53. Demişlerdir ki: “Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va’dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş”.
  54. O, yalnızca bir tek çığlıktan başkası değildir; artık onların hepsi toplanmış olarak Huzurumuz’a getirilmişlerdir.
  55. İşte bugün hiç kimseye (hiç)bir şeyle zulmedilmez ve siz de yaptıklarınızdan başkasıyla karşılık görmezsiniz.
  56. Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, ’sevinç ve mutluluk dolu’ bir meşguliyet içindedirler.
  57. Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.
  58. Orada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları herşey onlarındır.
  59. Çok esirgeyen Rabb’dan onlara bir de sözlü “Selam” (vardır).
  60. ”Ey suçlu-günahkarlar, bugün siz bir yana çekilin.”
  61. ”Ey Ademoğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;”
  62. ”Bana kulluk edin, doğru yol budur.”
  63. Andolsun o, sizden birçok insan-neslini saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?
  64. İşte bu, size vadedilmiş cehennemdir.
  65. İnkar etmenize karşılık olmak üzere bugün oraya girin.
  66. Bugün Biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazandıklarını, elleri Bize söylemekte, ayakları (aleyhlerinde) şahitlik etmektedir.
  67. Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır-kör ederdik, böylece yola dökülüp-koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?
  68. Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.
  69. Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta onu tersine çeviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı?
  70. Biz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır.
  71. (Kur’an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kafirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).
  72. Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece bunlara malik oluyorlar.
  73. Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar.
  74. Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi?
  75. Yardım görürler umuduyla, Allah’tan başka İlahlar edindiler.
  76. Onların (o İlahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir.
  77. Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten Biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.
  78. İnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.
  79. Kendi yaratılışını unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki: “Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?”
  80. De ki: “Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir.”
  81. Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz.
  82. Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.
  83. Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri yalnızca: “Ol” demesidir; o da hemen oluverir.
  84. Herşeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne Yücedir. Siz O’na döndürüleceksiniz.


Yorum Yaz

Yorumunuz:

Adınız: